Patentin suyunu çıkarmak !!!

Başlatan Erol YILMAZ, 12 Mayıs 2018, 00:50:24

Erol YILMAZ

Arçelik, Koç grubu şirketi...

Yerel bi kahvemiz vardı, bakayım dedim konuyla ilgili kaç tane patent almış diye...
Tam 54 girdi var !!!

Ne kadar da değerliymiş kahvemiz...



Sozuak

Vay be ne kadar çok patent almışlar diyor(uz)(um)(lar) ama şu bir gerçek ki yurt dışında adamlar (örneğin Arçelik gibi beyaz eşya üreticileri gidip inceliyorlar)  ne eklemeler yapıyorlar bizim haberimiz bile olmuyor. Gidip gördükleri hatta numuneler getirdikleri cihazlardaki teknolojileri böyle yerelleştirilmiş makinelere uyguluyorlar sonra ne düşünmüşler demek zorunda kalıyoruz. Yani demek istediğim büyük ölçüde kopyalanmış yerel patentler olduğunu düşünüyorum. Zamanında Vestel de piyasadaki cihazlardan toplayıp kopya çekiyordu. Şimdi o devir geçti gerçi ama 2. 3. sınıf değil de 1. sınıf markalarımız olsa, olanlar hep nalıncı keseri gibi kendilerine yontmak yerine elin gavurunun ta dünyanın öte yerinden gönderdiği binbir teknoloji ile donanmış kaç kiloluk makinesinden daha ucuza satsalar. Hani tüetici olarak bize düşen aslında firmaları bu yönde yönlendirmek, gerekirse almamak, yazılı olarak istek ve şikayetleri bildirsek. Nestle yapmış 5 çeşit kahve yapan makineyi, koymuş bluetooth uzaktan dahi çalış deyip kahveni hazırtlattırabiliyorsun. Elini öpene 400-500 TL ye yok satıyorlar. Tamam bizimkilerde yapmış şık bir makine de 300 diyeceğine 200 de, 150 de şu uyduruk sinbo bile Türk Malı ayağına üç-otuz paraya mal satıyor. Eve sokmuyorum ama 2 sene çalışsa sonra sıkılıp kaldırıp atsam kendini çoktan amorti etmiş oluyor. Demek ki ucuza da birşeyler yapılıyor. Ne dandik makineleri yıllarca kullandık bazen şaşıyorum.

mehmet

Bir de "M", "MM", ..., grubuna bakın.   :o
nothing

Sozuak

MM de birtane gördüm etiketi yoktu o kadar para verip almam zaten,  yani bizde dev gibi mutfak sahibi olmadıktan sonra daha ambalajında yıllardır duran alet edevatlar var kullanmak zor. Her seferinde çıkar birleştir kulan temizle kurut topla kutula. İş yerleri için ideal.

Yıllar önce Kıbrıs Türkü bir aile dostumuz anlatmıştı. O zamanlar tabi Kıbrıs, İngiliz hükümranlığında ya otomatik makine, bulaşık makinesi Türkiye de yokken onlarda varmış. Harekat olunca gelen bunları gördü. Zamanı gelince de  Türkiye de satılmaya üretilmeye başlandı.

Şimdi kopyadır, aşırmadır vs önemli değil. Japonlar da bir hiçti 2. Dünya savaşından sonra gelen yabancı malları kopyaladılar sonra daha iyilerini yapıp onlara sattılar. Bizde bu iş öyle yürümüyor. Adam kopyalıyor, kopyalarken de olsun bu kadar da çalışsa yeter diyor ve öyle gidiyor ta ki mecbur kalıp daha iyisini yapmak zorunda kalana kadar. İsyan ediyorum neden biz kendimize aynısını, daha iyisini, en iyisini yapmayalım. Bizim insanımızın, bizim insanımıza reva gördüğü bu. Tembeliz, işin kolayına kaçarız. Bugün bu şekilde yapmak işimize gelir, yarı başka türlü. Sorana da orada öyle gerekti der işin içinden çıkarız. Öyle olmamalı. Askeriyenin en güzel yanı işin devamlılığı olması. Yani birileri üretmiş 30 sene önce, parçası değiştirilmek durumunda ise %1500 yerine gelen yedek parça uyuyor, uymak zorunda.
En basitinden iç kapı sipariş veriyorsun. Ölçü belli 60-70-80 cm. Bizde oldu 3 tane aynı kapıdan var. Tadilat yaptım kapılardan birine ihtiyaç kalmadı. Bir zaman sonra dedim ki kapı kanadı eskidi, depoda da çok az kullanılmış aynısından var sök-tak yapayım. Tabi mümkün mü ! menteşe ve kilit delikleri tutmaz, işin yoksa uğraş dur. Çok mu zor şu çağda aynı boyutta üç kapı kanadını %100 birbirleri ile uyumlu yapmak.